http://www.okubakim.blogcu.com



ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more

Son Yazılar

Fotograf siteleri

  • Gökyüzünden Türkiye
  • Panoramio Türkiye
  • 360TR Türkiye
  • Pbase Türkiye
  • TimeCatcher
  • DPChallenge
  • MorgueFile
  • A. Molon
  • Flickr
  • Yarışma Sınav

    MATEMATİK OYUNLARI

    BİYOGRAFİLER

    Matematik Animasyonları
    (Animasyonlar-Sunumlar)

    Eğitim Siteleri

    İl Mili Eğitim Müdürlükleri

    Ders Destek Merkezi


    Online oyunlar

    HAYVANLAR ALEMİ
    National Geographic
    PBS Nature

    Oyun Siteleri

    Bağlantılarım

    Özel Arama

    free counters

    Yaşasın okulumuz!...

    ↑ Grab this Headline Animator

    ;

    28/6/2009 • Kategori: Hikayeler

    Çağla'nın Başarısı ( tıkla/OKU )




    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

    ;

    8/3/2009 • Kategori: Hikayeler

    En güzel çocuk

    Kırmızı başlıklı kız

    Kırmızı ibikli tavuk

    Kurbağa Prens

    Dövüşçü Aslanla Yabandomuzu

    Teneke çalan çocuklar

    Ayakkabıcı ve çocuk

    Fıkralar

    ALAKARGA İLE KUŞLAR-Metin Çalışma

    Doğru-Yanlış kavramı

    Hikaye Tamamlama

    Okuduğunu Anlama

    LaFonten Masalları

    Hikayeler-dinleyiniz

    Masallar dinleyiniz

    Dövüşçü Aslanla Yaban Domuzu

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

    ;

    26/1/2009 • Kategori: Hikayeler

    Günün son dersinin sonuna gelinmişti. Öğrenciler çıkmak için sabırsızlanıyordu. Defter ve kitaplarını çantalarına koydular. Zil çalar çalmaz, dışarı çıkmak için hazırdılar. Yalnız, Ali hazırlanmamıştı. Gecikmek için de elinden geleni yapıyordu. Nihayet zil çaldı. Öğrenciler bir anda kapıya yöneldi. Ali, yerinden kalkmadı. Ağır ağır eşyasını topladı. Bir yandan göz ucuyla öğretmenine bakıyor, bir yandan da arkadaşlarının gitmesini bekliyordu.

    Öğretmeni, onun bu halini fark etti:
    - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin?

    Ali, son arkadaşının da çıktığını görünce cevap verdi:
    - Sizinle konuşmak istiyordum öğretmenim.
    - Peki, dedi öğretmeni. Ne söyleyeceksin bakalım?
    - Ahmet arkadaşımız var ya

    - Evet, ne olmuş Ahmet'e?
    - Durumları pek iyi değil galiba. Annesi, beslenme çantasına pekiyi şeyler koymuyor.
    - Eee?
    - Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettiğimi bilirse üzülür. Günde bir simit parası biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz?

    Cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp öğretmenin masasının üzerine koydu. Nurhan Öğretmen, paraya dokunmadı. Sandalyesine oturup düşündü. Ali hakkındaki bilgilerini yokladı. Bildiği kadarıyla ailesinin durumu pekiyi değildi. Bu çalışkan ve sevimli öğrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve düşünceli! ydi. Zengin bir ailenin çocuğu değildi. Buna rağmen yardim etmek istiy ordu. Üstelik yardım ettiğinin bilinmesini istemiyordu.

    Nurhan Öğretmen:
    - Dur bakalım Ali, dedi. Bildiğim kadarıyla sizin de maddî durumunuz pekiyi değil. Yanlış mı biliyorum?
    - Doğru biliyorsunuz öğretmenim. Babam gündelikçi. Çoğu zaman iş bulamıyor. Ama ben de çalışıyor, para kazanıyorum.
    - Nerede çalışıyorsun?
    - Simit satıyorum.

    Nurhan Öğretmen yine durup düşündü. İyiliğin bu kadarına ne demeliydi şimdi? Bunun gerçekleşmesi zordu. Onu, bundan vazgeçirmek için bir çare bulmalıydı. Bunu yaparken, sevimli öğrencisini de kırmamalıydı. Onunla biraz daha konuşursa, belki bir yolunu bulurdu.

    Nurhan Öğretmen, Ali'ye dondu:
    - Büyüyünce ne olmak istiyorsun, diye sordu.
    - Çok zengin bir işadamı

    - Niçin?
    - İnsanlara daha çok yardım etmek için

    - Güzel, dedi Nurhan Öğretmen. Bak simdi Ali, Ahmet'in ailesinin durumu pekiyi değil, bu doğru. Ama sizinki de bundan pek farklı değil. İstersen acele etme. Çok zengin olduğun zaman insanlara yardim edersin. Olmaz mı?
    - Olmaz, dedi Ali. Şimdi yapmalıyım.
    Neden olmaz?
    Üç sebepten dolayı olmaz.

    Birincisi: Bu para zaten benim değil. İyilik ettiğim için Allah, beni insanlara sevimli gösteriyor. İnsanlar da bundan etkileniyor, daha çok simit alıyorlar. Bu sayede gün boyu çalışanlardan bile fazla simit satıyorum. Hele mahallede Hasan Amca var, her gün! iki simit alıp güvercinlere veriyor.

    İkincisi: 'Ağaç yas iken eğilir.' deniliyor. Şimdiden iyilik yapmayı öğrenmezsem büyüdüğümde hiç yapamam. Şimdiden iyilik yapmayıp bunu zenginlik günlerime ertelersem, zengin olduğum günlerde de daha zengin olduğum günlere erteler kendimi kandırmış olurum.

    Üçüncüsü ise daha önemli: Büyüdüğüm zaman çok zengin bir işadamı olmak istiyorum. Zamanında yatırım yapmayanlar büyük işadamı olamazlar.

    Nurhan Öğretmen, karsısında büyük biri varmış gibi dinliyordu:
    - Bu sonuncusunu pekiyi anlayamadım, dedi.

    -! Açıklayayım öğretmenim, dedi Ali. Şimdi, çok zengin olmadığım için, ancak günde bir simit parası kadar yardım edebiliyorum. Bundan fazlasını veremem. Allah, Cennet'i gücü kadar iyilik edene veriyor. Şimdi gücüm bu olduğuna göre, Cennet'in fiyatı birkaç simit parası kadardır. Eğer zengin olmadan ölürsem birkaç simit parasıyla Cennet'e girebilirim. Bundan daha karlı bir yatırım olur mu?

    Nurhan Öğretmen'in gözleri dolmuştu. Başını 'Evet' anlamında sallarken Ali'yi evine yolladı.

    Sınıfa geri dönerken okulun boşaldığını fark etti. Eşyalarını toplamak için masasına döndüğünde Ali'nin bıraktığı paraların m! asa üstünde kaldığını fark etti. Sandalyesine gayri ihtiyari oturdu ve paraları eline aldı.
    Hiçbir para ona bu kadar kıymetli gelmemişti. Sanki elinde dünyanın en kıymetli incilerini, yakutlarını, elmaslarını tutuyordu. Hatta bu paralar onlardan bile kıymetliydi.. Bu paralar, bu bozuk SIMIT paraları, Cenneti satın alabilecek paralardı. Sanki hiç bırakmak istemeyen bir duygu ile sımsıkı kavradı bu bozuk simit paralarını.

    Oturduğu yerden kalkamadı Nurhan Öğretmen. İçinin dolduğunu, Tarif edilemeyen duygulara boğulduğunu hissetti. Birden boşalan sağanak yağmurlar gibi ağlamaya başladı. Ağladı
    Ağladı


    Kendine geldiğinde aksam olmuştu. Yavaş adımlarla sınıftan çıkıp okuldan ayrılırken bekçi Sadık 'Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak, Bozuk Simit paraları ile cenneti satın almak' diye Nurhan öğretmenin sayıkladığını duydu. Bekçinin hayretler içinde, 'Ne dediniz hocam?' demesini bile duymayan Nurhan öğretmen, bekçinin şaşkın bakışları altında akşamın alaca karanlığına karışıvermişti

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

    ;

    14/10/2008 • Kategori: Hikayeler

    Dövüşçü Aslanla Yabandomuzu
     
    Bir yaz günü aslan su içip serinlemek amacıyla bir su başına gelmiş. O sırada yabandomuzu da suya eğiliyormuş.
    Aslan:
    - Çekil bakalım da suyumuzdan içelim, " demiş.
    - Ne demek çekil?, demiş yabandomuzu. Biz hayvan değil miyiz? Bizde su içmez miyiz? Amma şey asıl sen çekil!
    "Sen çekil, hayır sen çekil..." derken işi dövüşe çevirmişler. Nasıl bir dövüş? Kıyasıya, kırasına,ölmecesine! Kan ter içinde kalmışlar. Ayrılıp bir solukluk dinlenmede ne görsünler? Tepedeki ağaçlara akbabalarla kara kargalar konmuşlar:
    "Aman birbirlerini hemen öldürseler de leşleri bize kalsa..." diye bekleşmiyorlarmış?
    Hem aslanda hem yabandomuzunda şafak sökmüş:

              "Aman, kavgayı dövüşü boş verelim! Eski dostluğumuza dönelim. Bu akbabalarla kara kargalara yem olmayalım, iyisi budur..."demişler, yollarına gitmişler.                                                                                                             
                                                  
    Yazar: Ezop Masalları
     
    SORULAR
    1. Hikayenin adı nedir?
    2. Hikayenin kahramanları kimlerdir?
    3. Aslan ile yaban domuzu nerede karşılaşmış?
    4. Aslan ile yaban domuzunun kavga etmesini kimler istiyormuş?
    5. Aslan ile yaban domuzu neden kavgadan vazgeçmiş?
    6. Hikayenin yazarı kimdir?
    7. Hikayenin yazarı sen olsaydın hikayenin adını ne olurdu?
    8. Sence aslan ve yaban domuzunun kavgayı bırakması doğru mu? Neden?
     
    Yukarıdaki metni 2 defa okutup, anlatmalarını isteyin..Çocuklar bilmediği kelimelerin altını çizsinler ve daha sonra kendileri anlamını bulmaya çalışsınlar ve yazsınlar. Daha sonra soruları çocuklara cevaplatıp, yazdırın. Cevapları kendisinin bulmasını sağlayın kesinlikle siz cevaplamayın.Hikayenin resmini arkaya çizin.
    -alıntı-
    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

    ;

    20/9/2008 • Kategori: Hikayeler

    ORMANDA   BİR   GÜN

           Kerem   ile   İrem, amcalarıyla birlikte ormanda dolaşmaya gittiler. Bir ağacın altına oturdular. Sepetlerini çıkardılar. Onlara , yengeleri çok güzel   sandöviçler hazırlamıştı. Keyifle   yediler.
           İrem, elindeki   meyve   suyu   kutusunu   atacak bir çöp kutusu aradı. Piknik   yerinde   sağa sola atılmış   çöpler gördü. O da çöp   kutusu bulamayınca elindeki   kutuyu   bir   ağacın   arkasına   bırakıverdi. (1)
           Amcası, yaptığını görmüştü. İleriden   seslendi:
           -Çocuklar, sakın çöplerinizi yere atmayın.
           O sırada Kerem, bir öneride bulundu:
           -Haydi   gel,   yerlerdeki   çöpleri   toplayalım.
           Ellerine   piknik   sepetlerini   aldılar. Çöpleri bir bir toplayıp   kamyonetin   kasasına   boşalttılar. Sonra   bir   ağacın   altında   oturdular.   Az    sonra   iki   kardeş , derin   bir   uykuya   daldılar. (2)
           
     
     
     
                                                                                                              
     
    Etkinlik 1:Sizce   hikayenin   devamı   nasıl   olabilir? Tahmininizi yazınız.
    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

    netkitap.com

    « Önceki ::

    4shared.com - Free file sharing and storage





    Siteyi farklı bir dile çevir